ABDDünya

Biden’dan Cuomo’ya Amerika’nın “Muhteşem” Dönüşü

ABD Başkanı Biden 19 Şubat’ta Münih Güvenlik Konferansı’nda yaptığı konuşmada, “Amerika geri döndü” dedi. Biden Trump’ın ardından Amerika’nın dünya sahnesine geri dönüşünün dünya meselelerinde diplomasinin geri dönüşü anlamına geldiğini ifade etti. Biden, Suriye’de savaşan İran destekli milislere yönelik hava saldırısı emrini bu sözlerinin üzerinden çok zaman geçmeden verdi. Biden konferanstaki sözünün arkasında durdu ve ABD emperyalizminin dönüşünün anlamını en açık biçimde ortaya koyan emri verdi.

Trump Suriye’ye ilk füze saldırısı emrini vermek için dört ay beklemişti. Biden ancak bir ay bekleyebildi. Biden’ın Dışişleri Bakanı yaptığı Blinken, Trump’ın Suriye’ye ilk füze saldırısını verdiği dönem New York Times gazetesinde yazıyordu. Yazıları, Trump’ın dış politika yaklaşımları üzerineydi ve sert Trump eleştirileriyle dikkat çekiyordu.

Trump’ın füze saldırısı emrini vermesinin ardından yazan Blinken, bir anda yön değiştirmiş, Trump’ın bu kararının kutlanması gerektiğini belirtmişti. O günlerde Trump’ın bu kararını kutlayan sadece Blinken değildi; İsrail hükümeti, AKP şefleri, El Nusra, Suudi Arabistan, İngiltere, Fransa, Almanya, İtalya ve hatta Japon hükümeti de saldırı emrinden ötürü Trump’ı kutlamıştı.

Blinken yazısında Trump’a, doğrudan ABD halkına seslenme, ülkesinin misyonu ve hedeflerini doğrudan anlatma, Kongreyi bilgilendirip destek sağlama tavsiyelerinde bulunmuştu. Blinken, “Trump Kongreyi bilgilendirmeli, Kongreden bir hukuksal temel talep etmeli” diyordu. ABD’nin Suriye’deki askeri faaliyetlerinin hukuksal bir temelden yoksun olmasıydı bu çağrının nedeni.

Biden’ın saldırı emrinin Pentagon tarafından yerine getirilmesinden sonra bir açıklama yapan Demokrat Partili Senatör Tim Kaine, “Amerikan halkı, Kongre onayı olmadan düzenlenen bu saldırıların rasyonelini ve yasal dayanaklarını öğrenmeyi hak etmektedir. Suriye gibi bölgelerde Kongre onayını almayan askeri saldırılar olağanüstü koşullar dışında anayasaya uygun değildir.” dedi.

Bir başka Demokrat Partili Senatör Chris Murphy’de aynı kanıdaydı, o da, Kongrenin Suriye’de askeri saldırılar düzenlemek için herhangi bir yetki vermediğini, bu nedenle, yönetimin askeri saldırılarının “açık gerekçelerinin” Kongre tarafından titizlikle incelenmesi gerektiğini belirtti. Hukuku ve yönetimin aldığı kararlar konusunda hesap verebilir olması ilkesini tanımayan Trump’a karşı hukukun ve hesap verebilirliğin temsilcisi Biden’ın ilk önemli dış politika kararı budur. Biden’ın saldırı kararı, bir dizi Demokrat Parti senatöründen eleştiri, rakibi Cumhuriyetçi Partili yetkililerden övgü aldı.

Obama döneminde İran’la imzalanan nükleer anlaşmada ABD heyetinin başında Wendy Sherman bulunuyordu. Biden onu Dışişleri Bakanı Yardımcılığına aday gösterdi. Sherman Senatodan henüz onay almadı. 2019 yılında konuyla ilgili konuşan Sherman, Trump yönetiminin anlaşmadan çekildiğini, İran’a yönelik yeni yaptırımlar uygulandığını, yaptırımların en azından bir kısmı kalkmadan İran’ın anlaşma için masaya dönmesinin kendisi için “şok edici” olacağını söylemişti.

Anlaşmadan dönen tarafı temsil eden Biden yönetimi şimdi bir taraftan İran’a anlaşma masasına dönmesi çağrıları yapıyor, bir taraftan da yaptırımların devam edeceğini ilan ediyor; İran’dan “şok edici” adımlar atmasını bekliyor. Masaya dönmek için “şok edici” adımları dayatmak gerçek niyetin ne olduğu konusunda yeterince fikir verici olsa gerektir.

Yeni Amerikan yönetiminin histerik Rusya düşmanlığı kendini hızla dışa vurmaya başladı ve Rusya’yı sıkıştırma yönelimli politikanın yoğunlaşacağı alanlardan birinin Ortadoğu olacağı açık. ABD yönetimi bir taraftan Ortadoğu’da saldırı açılışını yaparken, diğer taraftan bölgedeki sıkı müttefiklerini disiplin altına alma yönünde hamleler geliştirmeye başladı.

Disiplin altına alma hamlesi ilk olarak Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed Selman’a yöneldi. Biden’ın cuma günü Suudi Kralı’yla yaptığı görüşmeden sonra, gazeteci Cemal Kaşıkçı’nın katledilmesiyle ilgili ABD istihbarat raporunun gizliliği kaldırıldı. Raporda, cinayetten Muhammed Selman’ın sorumlu olduğu saptanmıştı. Biden yönetimi cinayet nedeniyle Suudi yönetiminden bazı isimlere yaptırımlar uygulama kararı aldı ancak Muhammed Selman kapsam dışı bırakıldı. Böylece Selman bir anlamda başının üzerinde sallanan Demokles’in kılıcıyla hizaya çekildi ve ondan ABD emperyalizmine uşaklığın dozunu arttırması istendi. ABD emperyalizminin Ortadoğu’ya “dönüşünün” bölge halklarına neler getireceğini kestirmek için son 30 yıla kabaca bakmak yeterli olsa gerektir.

“Dönen” Amerika Değil Demokrat Parti

Gerçekte dönen Demokrat Parti ve dönüşleri hakikaten “muhteşem” olacak gibi. Demokrat Parti ABD siyasetinde liberalizmin aşılmaz duvarıdır. Bu nedenle, Liberal Biden’ın muhafazakar Trump’a karşı temsil ettiği değerler aylardır manşetlerden inmiyordu.

Şimdi dünyanın en itibarlı “bilim” yuvalarından Cambridge Üniversitesi konuşuyor, sürece “bilimsel” katkılar sunuyor. Cambridge Üniversitesi Psikoloji bölümünden bir grup bilim insanı, aşırılık yanlısı insanlar üzerine son araştırmalarının sonuçlarını geçen hafta açıkladı.

Aşırılık yanlıları hakkındaki araştırmanın anahtar bulgusu, “aşırılık yanlısı insanların, dünyayı siyah-beyaz olarak görmeye eğilimli olması” ve bu insanların “kompleks zihinsel adımlar gerektiren karmaşık hedeflere ulaşmaya diğerlerinden daha az yetenekli oldukları” imiş. (People with extremist views less able to do complex mental tasks, research suggests, Guardian, 22 Feb)

Araştırma, politikanın bütünüyle dışında, tarafsız olarak yapılmış. Tarafsız araştırmacılar, “ideolojik tutumların bilişsel karar verme sürecini yansıttığı” sonucuna ulaşmışlar. Aşırılık yanlılarının “dogmatik ve güvenilir kanıtlara karşı dirençli” olduğu bir başka bulgularıymış. Araştırmacılar, liberal eğilimli olanların muhafazakarlara göre “daha az kesin inançlara sahip olduğunu” belirtiyorlar.

Bilim liberalizmin kutsallığını kanıtlamış ve mesajını vermiş. Liberal olmamanın nedeni olsa olsa zihinsel yetersizliktir…

O, zihni kompleks adımlar atabilme yetisine sahip liberallerin Amerika’daki yıldızlarındandı. “Dogmatik ve güvenilir kanıtlara dirençli” Trump salgın sürecinde ülkeyi bir felakete sürüklerken, o New York’ta salgın yönetimindeki başarılarıyla hızla zirveye tırmanmaya başlamıştı. New York Valisi Andrew Cuomo’dan söz ediyoruz.

Cuomo’nun sorumluluk alanına giren bakım evlerindeki ölüm sayılarını gizlemesini ve bunun bakım evlerini işleten şirketlerin sahipleri ve yöneticilerini korumak için geçen Mart ayında Cuomo tarafından yasalaştırılan “Sorumluluk Kalkanı Yasası” ile bağlantısını açığa çıkaran gazeteci David Sirota konuyla ilgili yazısında, “2020 kaosu sırasında” Amerikan basınının Cuomo’yu “parlayan bir kahraman” olarak sunmak için ne derece “büyülü mitler ürettiğini”, “hikaye anlatma yeteneğini” Cuomo için nasıl kullandığını detaylarıyla gösteriyor. “Büyülü mitler üretme” ve “hikaye anlatma” yetenekleri kuşkusuz kompleks adımlar atma yetisine sahip zihinler gerektiriyor.

Sirota “Amerikan medya makinası” tarafından birkaç hafta öncesine kadar çizilen tablonun, “ölümcül bir pandemi sırasında Amerika’yı yöneten otoriter bir başkan ve Amerika’yı hesap verilebilirliğe ve bütünlüğe taşıyacak ilkeli ve ahlaki değerlere sahip” yeni lider Cuomo’dan oluştuğunu belirtiyor ve bu tablo “son birkaç hafta içinde çöktü” diyor. Sirota’ya göre, çöken tablonun altından “yanlış yönetim, rüşvet ve taciz” çıktı. Demokrat Partili Cuomo görevini üç dönemdir sürdürüyor ve iki hafta öncesine kadar başarıları nedeniyle liberal basın tarafından geleceğin Demokrat Parti lideri olarak sunuluyordu.

Demokrat Parti içi politik mücadelenin sertleşmesi Cuomo hakkındaki bazı gerçekleri açığa çıkardı ve onu “parlayan yeni yıldız” olarak sunanların da artık gizleyemediği gibi, meğerse senelerdir yeni liderin makam odasına girip “onun bağırmasına ya da zorbalığına” maruz kalmayan neredeyse kimse yokmuş. (Uprising Grows Over Cuomo’s Bullying and ‘Brutalist Political Theater’, New York Times, Feb 22)

Liberal Forbes’a konuşan New York Meclisi üyesi Yuh-Line Niou, Cuomo’nun zorbalıkları hakkında konuşulanların “sağanak gibi yağdığını” haber vermişti. Cuomo ile sorunlar yaşayan Demokrat Partili politikacı Nate McMurray kendi deneyimini anlatırken, Cuomo’nun kendisine “gangster tarzında davrandığını” dile getiriyordu.

Demokrat Parti’nin New York Meclisi üyelerinden Ron Kim, New York Bakım Evlerindeki ölüm sayılarının gizlenmesi hakkındaki eleştirel konuşmasının ardından Cuomo’nun kendisini arayarak, tehdit ettiğini açıkladı. Fox News çalışanı Janice Dean anne ve babasını New York’ta kaldıkları bir bakım evinde Covid-19’dan kaybetmiş. Ölümlerin ardından Cuomo hakkında yüksek sesli eleştiriler geliştirmiş ve o da Cuomo’nun tehditlerinden nasibini almış. Açıklamasında, Cuomo’nun yakın çevresinden “arkana dikkat et” mesajları aldığını ifade etti.

Pandora’nın kutusu açıldı ve suskun olan herkes şimdi konuşuyor. Demokrat Partili New York Belediye Başkanı Bill de Blasio konuyla ilgili açıklamasında, Cuomo’nun tehditleri hakkında, “bu bir Andrew Cuomo klasiği, New York’ta birçok insan ondan bu tür tehditler almıştır” diyor. Önceki yıllarda Cuomo’nun yardımcısı olarak görev yapmış iki kadın Cuomo tarafından cinsel tacize uğradıklarını açıkladı.

Cuomo senelerdir tüm bunları yaparken nasıl oldu da gerçekliğinin tam karşıtı bir kimlik inşa edebildi ve bu “mitsel” kimlik büyük ölçüde kabul gördü ve onu Demokrat Parti lider adayı konumuna getirdi? Bu sorunun yanıtı için Sirota’nın yazdıklarına bakılabilir.

Sirota konuyla ilgili yazısında, Irak işgalini meşrulaştırmak için uydurulan yalanları üretenlerin, 2008 krizinde sermaye yanlısı politikaları uygulayanların bu suçlarından ötürü hiçbir ciddi sonuçla karşılaşmadıklarını belirtiyor ve Cuomo olayından sonra Amerika’da medyaya hükmedenler “ürettikleri canavarlar hakkında herhangi bir öz değerlendirme yapacaklar mı” sorusunu soruyor.

Sirota’nın bu naif sorusunun yanıtı besbellidir. Onun bu naif soruyu sormasının nedeni ise politik konumudur. Amerikan emperyalizminin işlediği savaş suçları ve tekelci sermayenin Amerikan politikası üzerindeki geniş nüfuz alanı hakkında aydınlatıcı çalışmalar yapan Sirota, son seçim sürecinde Demokrat Parti Başkan adaylarından sahte sosyalist Bernie Sanders’in başdanışmanı olmuş ve kampanya sürecinde Sanders’in yaptığı konuşmaları hazırlamıştı.

Sahte sosyalist Bernie Sanders, bir önceki seçimde Demokrat Parti’nin başkan adayı olarak seçilemeyince, partisinin adayı Hillary Clinton’ı desteklemiş, onun seçilmesi için çalışmıştı. Sanders bir sahte sosyalist olarak bu seçim sürecinde de şaşırtmadı, partisinin başkan adayı olamayınca bir sahte sosyalist olarak bu kez Biden’ın kuyruğuna takıldı, onun için çalıştı. Biden’ın Sanders’in sunduğu önemli katkıları göz ardı etmeyeceği, onu Çalışma Bakanı yapacağı konuşulur oldu ancak Biden Sanders’e kabinesinde yer vermedi. Kuyrukçu asıl görevini tamamlamıştı, artık ona ihtiyaç yoktu.

Sirota’nın gerçeklik tüm çıplaklığıyla orta yerde dururken naif sorular sormasının nedeni, onun da sahte sosyalist olmasıdır. Cuomo’nun gerçek kimliğinin açığa çıkmasına gazeteci olarak katkı sunan Sirota, aynı zamanda Amerika’da yaz aylarında kendini güçlü eylemlerle ortaya koyan büyük emekçi öfkesini sahte umutlar yayarak Biden’ın kuyruğuna takan ekiple yakın mesai yapmıştı.

Cuomo’nun gerçek kimliğine ilişkin bilgilerin “sağanak gibi yağması” ve onun verdiği yanıtlar, emekçilere “umut” olarak pazarlanan partinin yapısının daha iyi görülmesini sağlıyor. Cuomo’nun bakım evlerindeki ölüm sayılarını gizlemesini eleştiren Demokrat Partili Ron Kim’e yanıt veren Cuomo, Kim’in “altı yıl önce meclisten geçirilen bir yasa için şirketlerden rüşvet aldığını” iddia etti.

Önemli politik aktörlerin şirketlerden rüşvet alması Amerikan politikasının en sıradan unsurlarındandır. Hatta politikacıların rüşvet alması Amerika’da yasallaştırılmıştır. Cuomo’nun bakım evi sahipleri ve yöneticilerini ölümlerdeki sorumluluklarından kurtarmak amacıyla yaptığı yasa için bu grupları temsil eden lobi gruplarının hem Cuomo’nun politik mekanizmasına hem de diğer Demokrat Partili politikacıların politik mekanizmalarına milyonlarca dolar bağış yaptıkları Kim tarafından belgelendi. Bağış mekanizması yasal temele sahip olduğu için bu bağışlar rüşvet kapsamına girmiyor.

Tekelci sermayenin Amerika’da politik aktörleri dolarla beslemesinin bir diğer yöntemi, politikacıların şirketlerin düzenlediği toplantılarda yaptıkları konuşmalar karşılığında aldıkları paralardır. Bu yöntem hukuki temele sahip ve herhangi bir sıkıntı yaratmıyor. Mesela 2016 seçim sürecinde Demokrat Parti başkan adayı Hillary Clinton’ın Goldman Sachs adlı finans tekelinin düzenlediği toplantılarda yaptığı her konuşma için 325.000 dolar aldığı açıklanmıştı. Yeni Başkan Biden’ın 2016 ile 2020 arasında tekelci şirketlerin toplantılarında yaptığı konuşmaların tarifesi 150.000 dolarla 350.000 dolar arasında değişiyormuş. Vergi kayıtlarına göre, bu dört yılda yirmi milyon dolara yakın parayı konuşmalarla toplamış.

Cuomo’nun tehdit ettiği ve rüşvet almakla suçladığı Demokrat Partili politikacı Ron Kim yazdığı bir yazıyla “rüşvet” kapsamına girmeyen alışverişi detaylı olarak anlattı. Salgının ilk dalgasında yakınları bakım evlerinde kalan tedirgin insanlardan telefonlar aldığını söyleyen Kim; Cuomo’nun hastanelerde bulunan Covid-19 hastalarını hazırlıksız bakım evlerine gönderme kararını bildiği için kendisinin de çok tedirgin olduğunu belirtiyor.

Kim, bakım evlerini işleten şirket sahiplerini ve yöneticilerini ölümlerin sorumluluğundan korumak amacıyla hazırlanan “Sorumluluk Kalkanı Yasası”nı duyduğunda derin bir sarsıntı yaşadığını, çünkü bu yasanın sorumlular için “hapishaneden çıkış kartı” anlamına geldiğini ifade ediyor. Yasanın eyalet bütçesinin içine yerleştirildiğini belirten Kim, birçok arkadaşlarının bundan habersiz olduğu için yasayı geçiren oyları kullandığını iddia ediyor.

Kendisi yasanın eyalet bütçesi içine yerleştirildiğini bilen Kim, arkadaşlarını neden uyarmadığı konusunda bir açıklama yapmıyor. Kim, yasayı hazırlayıp Cuomo’ya gönderenin Greater New York Hospital Association adlı lobi kuruluşu olduğunu ve bu kuruluşun sağlık sektöründe faaliyet gösteren şirketleri temsil ettiği bilgisini veriyor. O günlerde New York Amerika’da bakım evlerinde ölüm oranında ilk sıraya yerleşmiş. Ekibiyle konuyu detaylı araştırmaya başladıklarını aktaran Kim, yasayla yüksek ölüm oranları arasındaki ilişkiyi saptadıklarını belirtiyor.

Bu ilişkiyi saptayan Kim ve ekibi koruma yasasının geri çekilmesi için faaliyetlerini yoğunlaştırmış ancak Cuomo bu kez sayım yöntemini değiştirerek bakım evlerindeki ölüm sayılarını düşük göstermeye başlamış. New York Başsavcısı konuyu inceleyip, geçen ay ölüm sayılarının yüzde ellisinin gizlendiği sonucuna ulaştığını açıklayana dek Cuomo’nun kamuoyunu yanıltmaya devam ettiğini vurgulayan Kim, konunun üzerine ciddiyetle gidilmesi çağrısı yapıyor.

Cambridge Üniversitesi bilim insanlarının “kompleks zihinsel adımlar” atabilme yeteneğine sahip liberalleri bunlardır: görüldüğü gibi rüşvet, tehdit, zorbalık, yanlış bilgi verme, tekelci sermayeyi koruma, yoksullarla ve ezilen halklarla savaş bunların en belirleyici özellikleridir.

Bir an için, Covid-19 hastası yaşlıları hastaneden bakım evine gönderme kararını Cuomo’nun değil Trump’ın aldığını düşünün. Liberal basında Trump’ın kitle katliamı suçlamasıyla yargılanmasını isteyen manşetler birbirini izleyecekti. Uzman bilim insanları bu katliamın hesabını soruyor olacaktı.

Liberaller Cambridge araştırmasıyla da “kanıtlanan” yüksek zeka kapasiteleri nedeniyle her söylediklerine inanılmak zorunda olduğunu düşünüyorlar; Kim arkadaşlarının oy verdikleri yasanın kapsamını bilmediklerini iddia ediyor, öyle ya kasalarına giren paraların kaynağını da bilmiyorlardı.

Cuomo’nun başarılarının propagandasını en fazla yapmış mecralardan New York Times, iddiaların ciddi olduğunu ve Cuomo’nun politik geleceği üzerinde ciddi bir etki yaratacağını ve üzüntülü bir tonla bu durumun onun 3 dönemdir görev yaptığı New York’taki liberal başarılarını gölgelememesi gerektiğini belirtiyor.

Cuomo aldığı kararlarla esas olarak sağlık alanındaki büyük patron ve yöneticileri koruyordu. Bunu emri altındaki bilim heyeti ve sağlık ekibiyle birlikte gerçekleştirdi. Liberal basın onun palavralarını Trump’ın zırvalarına karşı “bilimin gösterdiği doğru yol” olarak pazarladı ve tekelci sermayenin denetimindeki basın, sağlık kurumları aracılığıyla yaratılan korku ve dehşetle hastalığa karşı en dirençli olanlar evlere kapatılırken, yaşlıların bulunduğu bakım evleri ölüm evlerine dönüştü.

Cambridge Üniversitesi araştırması ve benzerleri tüm bunları “bilim” kisvesi altında gizlemeyi, egemen anlatıyı sorgulayanlar üzerine gölge düşürmeyi amaçlıyor. Covid-19 aracılığıyla yürütülen büyük sınıf saldırısının yarattığı ve yaratacağı sonuçları iyi biliyorlar. Emekçilerin her yerde yükselen öfkesinden korkuyorlar. Yalan, demagoji ve “bilimi” kullanarak emekçi öfkesini manipüle etmeye çalışıyorlar. Başaramayacaklar, emekçilerin büyüyen öfkesi devrimci kanallarla buluşarak bu korku, soygun ve zulüm düzenini yok edecek. Sosyalizmin eşit ve özgür dünyasının kapılarını açacak.

.

0 %