ABDDünya

Amerika Ukrayna’ya Geri Dönmüş

Bir yıl önce “Amerika geri döndü” demiş ve Amerika’nın Trump dönemine nazaran dünya meselelerinde daha aktif bir rol alacağını müjdelemişti. Biden’dan söz ediyoruz. Obama’nın başkan yardımcılığını yaptığı dönemde de Ukrayna dosyasına bakıyordu. Maydan darbesiyle Ukrayna’da faşistleri iktidar ortağı yapan ekibin başındaydı. Kendisi Ukrayna siyasetini yeniden dizayn etmeye çalışırken, oğlu Ukrayna enerji şirketlerinden haraç topluyordu.

Hep olduğu gibi, büyük bir kampanyayla parlatılmıştı seçim sürecinde. Trump’ın bozduğu herşeyi düzeltecekti. Cahil ve bilim düşmanı Trump’ın ardından onunla birlikte aşılar da “tam zamanında” çıkagelmişti. Ne ki ABD’de aşısız Trump döneminden daha fazla insan aşılı Biden döneminde öldü.

Enflasyon ve temel gıda maddelerindeki fiyat artışları emekçilerin yaşamını daha da zorlaştırdı. Kamuoyu araştırmalarına göre, bir yılın sonunda seçmen desteği son derece düşmüş durumda. Onu parlatanlar dahi bu gerçeği teslim ediyor. Geçtiğimiz gün basın toplantısında kendisine enflasyonla ilgili bir soru soran gazeteciye mikrofonun kapalı olduğunu sanarak küfür etmesi; onun gerçek kimliğini biraz daha görünür kıldı.

Guardian gazetesine göre, “Kiev’de insanlar Rusya’nın istila tehditlerinin ortasında sakin, kafeler, barlar dolu”ymuş ve şehirde “çok az panik işareti varmış”. Bu haber, Batı basınında bir süredir koparılan savaş yaygarasının birçok parçasını içinde taşıyordu. New York Times muhabirleriyse, Ukrayna askerlerinin bulunduğu sınır hatlarını gezmiş ve sınırdaki Ukrayna askerlerinin “sinir içinde beklediğini ve karşı tarafı izlediğini” bildirmişlerdi.

NYT muhabirlerinin görüştüğü Ukrayna İstihbarat Örgütü yetkilileri Rusya’nın “istila için bir gerekçe yaratmak istediğini” belirtmişler. Rusya’nın sınır bölgesinde bulunan bir amonyak tesisinde meydana gelecek bir kazayı kontrol altına alma gerekçesiyle buraya asker yığarak saldırıyı başlatmasının mümkün olduğunu dile getirmişler. Sınırdaki askerlere bu nedenle gaz maskeleri dağıtılmış.

NYT’nin konuyla ilgili bir başka haberinin başlığı: “Batı Rusya’nın Ukrayna’yı istila etmesini durdurabilir mi?”. Onun hemen yanında duran başka bir haber yine: “Rusya’nın Ukrayna’yı istila etmesi korkusu büyüyor”. Kiev’de insanların sakin olduğunu, kafelerin, barların dolu olduğunu belirtenler aylardır “istila tehlikesi” başlıklarını atıyor.

Bu haber ve yorumlar Biden’ın dönüş müjdesinin realize olduğunu gösteriyor. Amerika’da bulunan Özgür Rusya adlı kuruluşun yöneticiliğini yapan Anton Shekhovtsov İsrail’İn Haaretz gazetesine yazdığı yazıda, Almanya’nın Ukrayna konusundaki tutumuna ateş püskürüyordu. Yazısında Putin’in “Batı demokrasileri arasındaki birliği bölme politikasına Almanya’nın” katkı sunduğunu belirtmişti.

Alman yöneticilerin Siemens ve Man gibi şirketlerin Rusya’yla yürüttükleri ticari faaliyetleri sınırlama konusunda adım atmadıklarını, Ukrayna’ya silah tedarikinde Almanya’nın sınırlar çizdiğini vurgulayan yazara göre, Almanya “2014’ten beri Putin’i yatıştırma politikasını” uyguluyordu ve gelinen nokta bu politikanın başarısızlığının açık bir göstergesiydi.

Almanya’nın bu politikasıyla “mermiyi kendi ayağına sıktığını” belirten yazar, Almanya’nın bu politikasıyla “sadece kendi itibarını zedelemekle kalmadığını, küresel bir güç olarak Avrupa Birliğinin itibarını da zedelediğini” iddia etmişti. Ona göre, bu politika “sadece Kremlin kleptokratlarını tatmin ediyordu”.

Shekhovtsov sadece Alman politikalarına kızgın değildi. O NATO’nun her hareketini eleştiren “kendilerine anti-emperyalist ya da barış yanlısı” diyenlere de çok kızgındı. Bu çevrelerin tutumlarıyla “Rusya’nın yenilenmiş bir Ukrayna istilasını dolaylı ya da dolaysız olarak meşrulaştırdıklarını” iddia etmişti.

Shekhovtsov Putin’in en önemli taktiklerinden birinin “Ukrayna içindeki farklılıklardan doğan çatışmaları körükleyerek, Ukrayna halkını demoralize etmek” olduğunu yazmıştı. Yazar, bu durumun farkında olan “bazı Ukraynalı kadın ve erkeklerin Cuma günü iş çıkışında gönüllü askeri eğitim almak için diğer yüzlerce Ukraynalıyla birlikte askeri eğitim merkezlerinde buluştukları” bilgisini de vermişti.

Yazarın verdiği bu bilgiler, 2014 yılındaki darbenin ardından faşist çetelerin Donbas’a karşı savaşmak için Ulusal Muhafız adı altında Ukrayna Ordusunun birimi haline getirilmeleri ve etkinlik alanlarını genişletmeleriyle doğrudan ilişkili. Ulusal Muhafız ünforması giydirilerek savaştırılan faşist çeteler ABD ve İngiliz hükümetinden hem maddi yardım alıyor hem de bu unsurların eğitiminde Amerikalı ve İngiliz uzmanlar bulunuyor. Kanada hükümeti de bu ay aldığı kararla, Ulusal Muhafızlara eğitim desteği sunacağını bildirdi.

Lugansk Halk Cumhuriyeti Halk Milisleri Komutanı Yan Leschenko bugün yaptığı açıklamada, ellerinde biriken tüm bilgilerin, “Ukrayna’nın bir saldırı hazırlığı içinde olduğunu gösterdiğini” belirtti. Olası bir saldırıya karşı hazırlıklı olduklarını vurgulayan Leschenko, durumu dikkatle izlediklerini, bölge halkını korumaya kararlı olduklarını dile getirdi.

Batı basınında “Rusya istilası” yaygarası devam ederken, Savunma Stratejileri Merkezi adlı kuruluşun Ukraynalı uzmanları Andriy Zagorodnyuk, Alina Frolova, Oleksiy Pavliuchyk ortak bir rapor yayınladı. Rapora göre, “sınırlarda geniş kapsamlı bir istila için gerekli asker ve askeri teçhizat birikimi yoktur”. Raporun yazarlarına göre, kısa vadede geniş kapsamlı bir istilanın işaretleri görülmemektedir. Belki başka bazı senaryoların gündeme gelebileceğini düşünen yazarlar Ukrayna’nın sakin kalmasını ve askeri birimlerini güçlendirmesini öneriyorlar.

Yazarlar Nisan ayından beri sınırlarda Rus asker sayısında bir artışın görülmediğini iddia ediyorlar. Tabii ki kendi sınırlarındaki askeri hareketliliği Batılı politikacılar ve Batı basınından daha iyi bilecek değiller. Bu savaş yaygarasının nedeni “Amerika’nın geri dönmüş” olmasıdır. Biden bu yaygara sayesinde, Baltık ülkelerine ve Doğu Avrupa’ya birkaç bin yeni ABD askeri konuşlandırma planını değerlendiriyor. NATO Doğu Avrupa’ya güç yığınağına devam ediyor.

Biden’ın Atlantik ittifakını güçlendirme politikasında Ukrayna önemli bir yer işgal ediyor. Rusya ile gerginliğin artması Almanya’nın geliştirmeye çalıştığı politikalara darbe vuruyor. Ukrayna bu bağlamda ABD için çok kullanışlıdır. Meselenin temelinde NATO’nun Doğu’ya doğru genişlemeyi durdurmayıp ilerletmesi bulunmaktadır. Donbas üzerinden geliştirilecek bir askeri provokasyonla Ukaryna ile Rusya’yı savaştırmak ABD emperyalizminin jeo-stratejik çıkarları açısından son derece yararlıdır.

Ukrayna Ulusal Güvenlik ve Savunma Konseyi Sekreteri Oleksiy Danilov BBC’ye yaptığı açıklamalarda şunları söyledi: “Şimdi bunu vurguluyoruz, partnerlerimize ekonomimizdeki düşüşü göze alamayacağımızı söylüyoruz. Bu konu hakkında da yardıma ihtiyacımız var. İnsanların paniğe kapılması ülke için tehlikeli bir durum. Artık manipüle etmek çok daha kolay hale gelecek. Bu Rusya’nın görevi.  Partnerlerimiz neden hep birlikte bunu yapıyor, bu konuya dair bazı sorularımız var”. Partnerler manipülasyon yapıyormuş.

Ama bu kadar da değil. Ona göre, “Sınırda Rusya birliklerinin sayısı, bugün pek çok kişinin tasvir ettiği gibi artmıyor. Orada manevraları var mı, evet, ama her zaman vardı. Bu onların bölgesi, orada sağa sola hareket etme hakları var. Bizim için kötü mü? Evet, tatsız, ama bu yeni bir durum değil. Eğer bu Batı’da birileri için yeni bir haber ise üzgünüm”.

Partnerler basınıyla, politikacılarıyla sürekli yalan söylüyormuş yani.

Bunda şaşılacak bir şey yok, ne de olsa “Amerika geri döndü”. Olası bir silahlı çatışmadan halkların hiçbir çıkarı yok. Halklar barış ve kardeşliği özlüyor. Ukrayna’da devlet aygıtına ve siyasi yapılara sağlam bir biçimde yerleştirilen faşist unsurlar, Amerikan emperyalizminin jeo-stratejik çıkarlarına hizmet etmeyi kutsal bir vazife olarak kabul ediyor. Bir savaşı hedefleyecek olası provokasyonlarda faşist unsurların kullanılması çok muhtemeldir.

.

0 %